Bölgedeki Hizmet İş Sendikası Temsilcileri Muş’ta bir araya gelerek, 45 bin belediye işçisinin göçe zorlandığını, belediyelerdeki kamu istihdamının daraltıldığını, hizmet alımı ve taşeronlaşmanın yaygınlaştırıldığını” savundular
Tüm Belediye ve Genel Hizmet İşçileri (Hizmet-İş) Sendikası Genel Teşkilatlanma Sekreteri Zekeriya Koca dün Muş’a geldi. Torba yasasına sert tepki gösteren Koca, “Taşeronlarda çalıştırılan işçilere biz medeni birer kölelik diyoruz. Çünkü bu insanların izin hakkı, söz söyleme, tazminat hakkı, kısacası hiçbir hakkı yok. Dolayısıyla işverenler, emre amade, kendilerine kölelik yapacak bir işçi kesimi oluşturmaya gayret ediyorlar ve devam ediyorlar. Maalesef bunda da başarılı olunmuş durumda. Bugün Türkiye genelinde taşeronlarla çalıştırılan, hizmet alımı adı altında, köle olarak çalıştırılan işçi sayısı yaklaşık 250 bin civarındadır. Ülke bu noktaya kadar gidiyor. Biz de buna dur deme adına bu toplantıları yapıyoruz. Sonuna kadar emeğin yanındayız. Önce insan, önce emek demiş yola çıkmışız ve ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Hizmet İş Sendikası Genel Teşkilatlanma Sekreteri Zekeriya Koca, Muş Şube Başkanlığı’nda Torba Yasa Tasarısı’yla ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Hizmet İş Sendikası Hukuk Müşaviri Hüseyin Öz, Muş Şube Başkanı Yaşar Kalır, Erzincan Şube Başkanı Harun Mutlu, Erzurum Şube Başkanı Cevdet Tungaç, Elazığ Şube Başkanı Kazım Cavlı, Van Şube Başkanı Abdullah Efeoğluve Bitlis Şube Başkanı Yaşar Bulut katıldı.
Belediyelerdeki kamu istihdamının daraltıldığını, 45 bin belediye işçisinin göçe zorlandığını, yerel hizmetlerde hizmet alımı ve taşeronlaşmanın genişletildiğini, sendikasız ve toplu iş sözleşmesiz bir yerel yönetimin teşvik edildiğini kaydeden Hizmet İş Sendikası Genel Teşkilatlanma Sekreteri Zekeriya Koca, “Kamuoyu ve medyada “Torba Tasarı” olarak bilinen ve şu anda yasalaşmak üzere Bakanlar Kurulu’nca TBMM’ye gönderilen kanun tasarısı ile ilgili HİZMET-İŞ Sendikası’nın görüş ve önerilerini, konunun önemine binaen kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Kamuoyu ve medyada “Torba Tasarı” olarak bilinen “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Bakanlar Kurulu’nca 29.11 2010 tarihinde TBMM Başkanlığı’na gönderilmiştir. Tasarının “Mahalli idarelerin ihtiyaç fazlası işçilerine ilişkin hükümler” başlıklı 109. maddesinde, “İl Özel İdareleri ile belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına atanır.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. HİZMET-İŞ Sendikası olarak “Torba Kanun Tasarısı” ile ilgili görüş ve önerilerimizi, kanun tasarısı yasalaşmadan önce özellikle yerel yönetimlerde bir kaos ortamının oluşmaması için kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Öncelikle belirtelim ki; kanun tasarısı, bir kısım olumlu düzenlemeler içermekle birlikte, çalışanlar bakımından kabul edilemeyecek olumsuz düzenlemeleri beraberinde getirmektedir. Tasarının mantığında belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının personel giderlerinden kaynaklandığı gibi yanlış bir algılama vardır. Sadece personel giderlerinin azaltılması ile belediyelerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının giderilemeyeceği aşikardır. Yerel yönetimlerin ekonomik olarak güçlendirilmesi, yaptıkları hizmet ile orantılı gelire kavuşturulması ile mümkündür. Bu nedenle yerel yönetimlerin, genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylarının artırılması ve bazı yerel gelir kaynaklarının yerel yönetimlere bırakılması gerekmektedir. Tasarının hazırlık safhasında ve TBMM’ye gönderilme sürecinde Sosyal Taraflarla yâni İşçi ve İşveren Konfederasyonları ve Sendikalarla konuşulmamış, görüş ve önerileri alınmamıştır. Dolayısıyla bugün sosyal taraflar ve çalışanlar tek taraflı emrivaki bir düzenlemeyle karşı karşıya bulunmaktadırlar. Bilindiği üzere; belediyelerin ve bağlı kuruluşların sürekli işçi norm kadro sayıları, İçişleri Bakanlığı tarafından, 22.02.2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik ekinde yer alan cetvellerde tespit edilmiştir. Yönetmelikle Belediyelerin ihtiyaç duydukları gerçek personel sayısı yerine, nüfus yapısına göre asgarî personel sayısı tespit edilmiştir. Bunun sonucunda, Belediyelerde sürekli işçi kadrolarında çalışanların önemli bir kısmı, bilinçli bir şekilde norm kadro fazlası durumuna düşürülmüştür. Yönetmelik kapsamında belediyelere, sürekli işçi kadrolarında çalıştırılmak üzere tahsis edilmiş olan sürekli işçi norm kadro sayısı, 80.424’tür. Bugün Belediyelerde sürekli işçi kadrolarında istihdam edilen işçi sayısı 125.000, norm kadro fazlası olarak istihdam edilen işçi sayısı 44.500 civarındadır. Bugün itibariyle Belediye hizmetlerinde, hizmet alımı yoluyla alt işverenler/taşeronlar tarafından istihdam edilen işçi sayısı 250 bin civarındadır. Sendikamız, 831 belediyede örgütlü ve yetkili bulunmaktadır. Sendikamızın yetkili olduğu 309 belediyede, sürekli işçi norm kadro fazlası 14475 işçi bulunmakta, 522 belediyede ise sürekli işçi norm kadro sayısına göre 5948 adet boş sürekli işçi kadrosu bulunmaktadır.
Geçmişte yönetmelik ile, bugün de torba kanun tasarısıyla yapılan düzenlemenin amacı; belediye hizmetlerinde kamu istihdamının daraltılması ve taşeronlaşmanın genişletilmesidir. Tasarı yasalaştığı takdirde belediye hizmetleri alt işverenlere/taşeronlara teslim edilecektir.
Belediye çalışanlarının iradeleri dışında başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü olmak üzere diğer kamu kurumlarına gönderilmesiyle taşeronlaştırma uygulamaları tüm belediye hizmetlerini kapsayacak şekilde genişletilmektedir. Böylece alt işverenler/taşeronlar eliyle Belediye hizmetlerinde sendikasız, toplu sözleşmesiz, asgarî ücretli, emeği sömürülen yeni bir çalışan kitlesi oluşturulmaktadır.
Tasarı ile çalışanların işi, işyeri ve çalışma koşulları iradeleri dışında tamamen değiştirilmekte, sendikalarından ve toplu sözleşme sisteminden uzaklaştırılmaktadır. Çalışanlar güvencesiz bırakılmaktadır.
Bu nedenle, çalışanlar tarafından “Torba Kanun Tasarısı” haklı olarak sürgün yasası olarak kabul edilmektedir.
Tasarının yukarıda genel hatlarıyla açıklamış olduğumuz sakıncalarının giderilmesi için aşağıda açıklayacağımız hususların düzeltilmesi zorunludur. Bu kapsamda;
1. Belediyelerde norm kadro kapsamında çalıştırılan işçilerin ihtiyaç fazlası olarak tespit edilebileceğine ilişkin düzenleme tasarıdan tamamen çıkartılmalıdır.
2. Belediyelerde norm kadro fazlası olan işçilerin “ihtiyaç fazlası “ kabul edilebilmesi için objektif kriterler konulması gerekir. Bu kapsamda,5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinde öngörülen oranların, bütçe dengelerinin, norm kadro sayısı ile yürütmekle görevli olduğu hizmet gereklerinin, hizmet alımı suretiyle belediye işyerlerinde alt işverenlerce işçi istihdam edilip edilmediğinin, nüfus yapısında azalma meydana gelip gelmediği vb. hususların birlikte değerlendirilmesi zorunludur. Aksi takdirde, düzenleme, belediyelerde halen çalışanların tasfiye edilerek, yerlerine asgari ücretli alt işveren/taşeron işçilerinin çalıştırılmaya başlanmasından başka bir sonuç doğurmayacaktır.
3. Norm kadro fazlası işçilerden ihtiyaç fazlası olanların tespitinin ne şekilde yapılacağı, tespit sırasında hangi kriterlerin esas alınacağı denetime olanak verecek şekilde düzenlenmelidir.
4. Norm kadro fazlası işçilerden ihtiyaç fazlası tespit edilecek olanlar, öncelikle norm kadro sayısına göre ihtiyacı bulunan belediyelere ve diğer mahallî idare kuruluşlarına gönderilmelidir. Böylece çalışanların işi ve çalışma koşulları korunmuş olacaktır.
5. Norm kadro fazlası olarak istihdam edilen ihtiyaç fazlası işçilerin tesbiti amacıyla oluşturulacak komisyonda işçilerin temsilcisi olarak işçi sendikaları veya konfederasyonları mutlaka yer almalıdır.
6. Belediyelerden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilecek ihtiyaç fazlası işçilerin tesbitinde gönüllülük esas olmalıdır. Norm kadro fazlası olan ve ihtiyaç fazlası tesbit edilen işçiler, iradeleri dışında bir başka kurumda çalışmaya zorlanmamalıdır.
7. Norm kadro fazlası olup, ihtiyaç fazlası kabul edilerek bir başka kuruma gönderilecek olan işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları, emsalleri esas alınmak suretiyle korunmalıdır. Nakledilecek işçilerin devir öncesi çalışma ilişkisinden doğan alacakları derhal ödenmelidir. İşçiler, iki kurum arasında bırakılmamalıdır.
Norm kadro fazlası olup, ihtiyaç fazlası kabul edilerek diğer kamu kurumlarına devredilecek işçilerin devir öncesi çalışma koşullarına uygun şekilde çalıştırılacakları teminat altına alınmalıdır.
Bir başka kuruma nakledilmeyi kabul etmeyen işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesi teminat altına alınmalıdır.
8. Kanun kapsamında norm kadro fazlası ve ihtiyaç fazlası olduğu gerekçesiyle işçi nakleden belediyelere, nakil tarihinden itibaren en az 5 yıl süreyle, gerçekleşen en son yıl bütçe giderleri içerisinde yer alan hizmet alımı tutarlarını artıramayacakları yönünde sınırlama getirilmelidir.
Kanun tasarısının Bakanlar Kurulu tarafından TBMM’ye sunulduğu ve tasarıdan haberdar olduğumuz andan itibaren, Konfederasyonumuz HAK-İŞ ve Sendikamız HİZMET-İŞ tarafından tasarı titizlikle incelenmiş ve tasarının çalışanlar bakımından olumsuz yönleri tesbit edilerek, bu olumsuzlukların giderilebilmesi için içişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlar, Plan ve Bütçe Komisyonu, Ak Parti Genel Merkez Yöneticileri ve milletvekilleri nezdinde yoğun şekilde temas ve görüşmelerde bulunulmuştur. Çalışanların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, taleplerimiz gerçekleşinceye kadar mücadelemiz devam edecektir.
“Torba Kanun Tasarısı” ile ilgili görüş ve önerilerimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz” diye konuştu. Muş`un Sesi Gazetesi


